Ailecek uzun süredir margarin tüketmiyoruz.
Bunun ardında yatan nedense, margarinin nasıl
üretildiğini ve içerisinde ne gibi maddeler olduğunu öğrenmiş olmam. Belki
aranızda hala margarin kullananlar, nasıl üretildiğini bilmiyor olabilirler. Bu
nedenle bu makaleyi yazarak sizlerle paylaşma kararı aldım.
Aşağıda, adım adım, margarinin nasıl üretildiğini
sizlerle paylaşacağım. Umarım bunları okuduktan sonra, bu “çöpü” yemeden önce birkaç
kez düşünürsünüz.
Margarin Nasıl Üretilir?
•
Birinci
Adım:
Margarin üreticileri işe ucuz, düşük kaliteli
bitkisel yağlar(mısır, pamuk, soya, kanola, ayçiçek,vb.) bularak başlarlar.
Bu yağlar yoğun sıcaklık ve basınç altında çıkarım
esnasında zaten doğallıklarını kaybeder ve ekşirler. Bu ekşimiş yağlar, yüksek
oranda, diğer maddelerle tepkiyen, etken maddeler içerir ve bunun sonucunda
erken yaşlanma, hücresel yaralanmalar ve daha birçok hastalığa ortam doğar.
Yağın son kısmıysa, hekzan ile çözdürülür, ki bu
yağ çözücü madde yüksek oranda kanserojen oluşuyla bilinir. Hekzanın gaz
halinde solunması halinde, zehirlenmeler meydana gelir.
• İkinci Adım:
Margarin üretiminde kullanılan ham yağlar, buhar
ile arıtılır. Bu da içerisindeki tüm besleyici öğelerin ve vitaminlerin
ölmesine sebep olur.
Buna rağmen, bitkiden yağ elde edilmesi esnasında,
bitkinin ilaçlanması esnasında kullanılmış zehirlerin hepsi ve solventler
(hekzan), yağın içeriğine karışır ve buhar ile arıtma bu zehirleri gidermez.
• Üçüncü Adım:
Hidrojenleme esnasında, kimyasal katalizör madde
olarak kullanılan, yüksek oranda zehirleyici(toksik) nikel, yağlar ile karışır.
Bu kimyasal tepkime için farklı katalizör maddeler
de kullanılabilir. Ancak, bu maddelerde fazlasıyla toksiktir.
• Dördüncü Adım:
Bundan sonraki adımda, yağlar bir reaktör
içerisinde yüksek basınç ve sıcaklığa maruz bırakılır.
Hidrojen gazı ortama salınır. Yüksek basınç ve
sıcaklık altında, nikel katalizörün etkisi altında, hidrojen atomlarının, yağ
moleküllerine etkimesine neden olur.
Yağ kısmen hidrojence zengişleştirildiyse(!), sıvı
halden, yarı katı bir hale geçer.
Trans yağlar bu kısmi zengileştirme esnasında
oluşur. Bu, trans yağlar, formlarının dışarısına çıkmaya zorlanmış yağ
molekülleridir. Sıvı yağlarda, moleküller, hidrojen atomlarıyla karşılıklı
taraflarda olacak şekildedir. Kısmi zenginleştirme esnasında, moleküller
düzleştirilmiş bir form alırlar ve artık hidrojenler ile aynı taraftadırlar.
Eğer yağ tamamen zenginleştirilirse, tamamen katı
bir hale geçer ve bu madde yenebilir değildir. Bu madde içerisinde trans yağ
bulunmaz. Çünkü, tüm “şekli bozulmuş” yağ molekül zincirleri artık tamamen
kırılmıştır. Fakat, bu da sağlıklı oldukları anlamına gelmez. Çünkü tüm bu
reaksiyonlar doğal olmayan adımlardır.
• Beşinci Adım:
Kısmi hidrojence zengileştirme işleminin ürünü
olarak ortaya çıkan şey, kötü kokan, topak topak görünen, gri bir yağdır. Bu
topak topak yapıyı gidermek için emülgatörler(sabun benzeri bazik kimyasallar)
karışıma katılır.
• Altıncı Adım:
Karışım buhar ile temizlenir; tekrar! Bu sayede
kötü koku giderilir. Bu adım koku giderme olarak anılır ve tekrar yüksek bir
sıcaklık ve basıncı bünyesinde barındırır.
• Yedinci Adım:
Bundan sonra gri rengin giderilmesi için,
beyazlatma işlemi uygulanır.
• Sekizinci Adım:
Sentetik vitaminler ve yapay
tatlandırıcılar(margarine tadını veren) karışıma eklenir.
Margarine doğal sarımtırak bir renk verilir. Bunun
nedeni sentetik renklendiricilerin yasak olmasıdır.
Açıkçası, geçtiğimiz yüzyılın başlarında, tüm renk
verme işlemi yasaktı ve margarinler beyaz renkteydi. Bu tüketicileri korumak
adına yapılan bir uygulamaydı. Bu sayede, tüketiciler margarin ile
karıştırılmış tereyağı almadıklarını kestirebiliyorlardı.
• Dokuzuncu Adım:
Son olarak, margarin, sağlıklı bir ürün olarak tüm
halkın kullanımına açılır. Birçok doktor, bilimadamı, beslenme uzmanı ve sağlık
otoritelerinin de desteğini(!) alarak.
Sizlerin de yorumlarını duymayı çok isterim.
Lütfen aşağıdaki yorumlar bölümüne notunuzu bırakmayı unutmayın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder