Menu

12 Mar 2015

Margarine


Ailecek uzun süredir margarin tüketmiyoruz.

Bunun ardında yatan nedense, margarinin nasıl üretildiğini ve içerisinde ne gibi maddeler olduğunu öğrenmiş olmam. Belki aranızda hala margarin kullananlar, nasıl üretildiğini bilmiyor olabilirler. Bu nedenle bu makaleyi yazarak sizlerle paylaşma kararı aldım.

Aşağıda, adım adım, margarinin nasıl üretildiğini sizlerle paylaşacağım. Umarım bunları okuduktan sonra, bu “çöpü” yemeden önce birkaç kez düşünürsünüz.



Margarin Nasıl Üretilir?

    Birinci Adım:

Margarin üreticileri işe ucuz, düşük kaliteli bitkisel yağlar(mısır, pamuk, soya, kanola, ayçiçek,vb.) bularak başlarlar.
Bu yağlar yoğun sıcaklık ve basınç altında çıkarım esnasında zaten doğallıklarını kaybeder ve ekşirler. Bu ekşimiş yağlar, yüksek oranda, diğer maddelerle tepkiyen, etken maddeler içerir ve bunun sonucunda erken yaşlanma, hücresel yaralanmalar ve daha birçok hastalığa ortam doğar.
Yağın son kısmıysa, hekzan ile çözdürülür, ki bu yağ çözücü madde yüksek oranda kanserojen oluşuyla bilinir. Hekzanın gaz halinde solunması halinde, zehirlenmeler meydana gelir.

    İkinci Adım:

Margarin üretiminde kullanılan ham yağlar, buhar ile arıtılır. Bu da içerisindeki tüm besleyici öğelerin ve vitaminlerin ölmesine sebep olur.
Buna rağmen, bitkiden yağ elde edilmesi esnasında, bitkinin ilaçlanması esnasında kullanılmış zehirlerin hepsi ve solventler (hekzan), yağın içeriğine karışır ve buhar ile arıtma bu zehirleri gidermez.

    Üçüncü Adım:

Hidrojenleme esnasında, kimyasal katalizör madde olarak kullanılan, yüksek oranda zehirleyici(toksik) nikel, yağlar ile karışır.
Bu kimyasal tepkime için farklı katalizör maddeler de kullanılabilir. Ancak, bu maddelerde fazlasıyla toksiktir.

    Dördüncü Adım:

Bundan sonraki adımda, yağlar bir reaktör içerisinde yüksek basınç ve sıcaklığa maruz bırakılır.

Hidrojen gazı ortama salınır. Yüksek basınç ve sıcaklık altında, nikel katalizörün etkisi altında, hidrojen atomlarının, yağ moleküllerine etkimesine neden olur.

Yağ kısmen hidrojence zengişleştirildiyse(!), sıvı halden, yarı katı bir hale geçer.

Trans yağlar bu kısmi zengileştirme esnasında oluşur. Bu, trans yağlar, formlarının dışarısına çıkmaya zorlanmış yağ molekülleridir. Sıvı yağlarda, moleküller, hidrojen atomlarıyla karşılıklı taraflarda olacak şekildedir. Kısmi zenginleştirme esnasında, moleküller düzleştirilmiş bir form alırlar ve artık hidrojenler ile aynı taraftadırlar.
Eğer yağ tamamen zenginleştirilirse, tamamen katı bir hale geçer ve bu madde yenebilir değildir. Bu madde içerisinde trans yağ bulunmaz. Çünkü, tüm “şekli bozulmuş” yağ molekül zincirleri artık tamamen kırılmıştır. Fakat, bu da sağlıklı oldukları anlamına gelmez. Çünkü tüm bu reaksiyonlar doğal olmayan adımlardır.

    Beşinci Adım:

Kısmi hidrojence zengileştirme işleminin ürünü olarak ortaya çıkan şey, kötü kokan, topak topak görünen, gri bir yağdır. Bu topak topak yapıyı gidermek için emülgatörler(sabun benzeri bazik kimyasallar) karışıma katılır.

    Altıncı Adım:

Karışım buhar ile temizlenir; tekrar! Bu sayede kötü koku giderilir. Bu adım koku giderme olarak anılır ve tekrar yüksek bir sıcaklık ve basıncı bünyesinde barındırır.

    Yedinci Adım:

Bundan sonra gri rengin giderilmesi için, beyazlatma işlemi uygulanır.

    Sekizinci Adım:

Sentetik vitaminler ve yapay tatlandırıcılar(margarine tadını veren) karışıma eklenir.

Margarine doğal sarımtırak bir renk verilir. Bunun nedeni sentetik renklendiricilerin yasak olmasıdır.

Açıkçası, geçtiğimiz yüzyılın başlarında, tüm renk verme işlemi yasaktı ve margarinler beyaz renkteydi. Bu tüketicileri korumak adına yapılan bir uygulamaydı. Bu sayede, tüketiciler margarin ile karıştırılmış tereyağı almadıklarını kestirebiliyorlardı.

    Dokuzuncu Adım:

Son olarak, margarin, sağlıklı bir ürün olarak tüm halkın kullanımına açılır. Birçok doktor, bilimadamı, beslenme uzmanı ve sağlık otoritelerinin de desteğini(!) alarak.


Sizlerin de yorumlarını duymayı çok isterim. Lütfen aşağıdaki yorumlar bölümüne notunuzu bırakmayı unutmayın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder